İnsan ırkı iki kanatlı bir kuştur:
-Bir kanadı kadınlar,
-Diğeri erkekler.
Ve her iki kanat da eşit düzeyde gelişmedikçe İNSAN IRKI UÇAMAYACAKTIR.
ESRA OSKAY'IN
M A K A L E L E R İ
www.esraoskay.net
ŞİİR:188-KAHROLASI BU ŞEHİR!
188-KAHROLASI BU ŞEHİR!
Adam akıllı kök salmış içimize;
Sarmaşıktan öte bir bitki gibi;arsızca..
Gözle görülmez bir ihanet sarmış sinsice..
Ruhumuzu rehin almış;birer aşk tutuklusuyuz.
Farkında mısın;
Düşler kaderine terk edilmiş.
İnsanlık hüsrana uğramışa benziyor;bu şehirde..
Bir tek çiçekler aşık sokak ışıklarına..
Bir tek kediler hayran böceklere..
Kelebeğin rengi yok,griden beter..
Plastik parçası gibi tabiatı,
Denizi tehlikeli ama belli etmiyor.
Cesur değil,dürüst hiç değil;bu şehir!
Bu şehrin garibanları yok gibi..
Bu şehirde doğrular;
Bir faili meçhul gibi ölürler;
Ne tören vardır,ne de dua yanlarında..
Sebebini çözemediğim bir yalan var bu şehirde!
Kahrolası şehir;her şeyi alt üst ediyor.
Aşkları sevdadan siliyor.
Nedenini öğrenemediğim sahtelik var bu şehirde;
Sırtından vurur dostluk saydıkları solukları…
Ne Anadolu insanı gibi mert,ne de Anadolu gibi beyazdır hayalleri;
Olabildiğine çıkar dolu,ağıt doludur elleri..
Kahrolası bu şehir;yok eder gençliğimi,gençliğini..
Bu şehirde yaşamak;ölümü satın almaktır.
Kaygıları susmak bilmeyen bir çığlıktır.
Ve yorgun gençliğin dizlerine kapanan kaplama düş gibi..
Ah bedenim,ah gözlerim;hala neyin kaygısını yaşıyorsun?
Anlayamıyor musun?
Bu şehirde yaşam üç günlük.
Ölüm ödül dersin ölmeden süründürür bu şehir seni..
Bu şehir sadece parayı sever.
Güçsüzleri sevmez,sevinçlere durak olur.
Ah bu şehir!
Bu şehirde sevdanın da tanımı yoktur.
Bu şehir bir başka diyorum;
Neden anlamıyorsun?
Bak gözlerim kan akıyor.
Ve inatla bu şehirde boğuluyorum,boğuluyorsun..
Oysa çok şehirler gördüm,
Oysa daha büyük şehirde doğdum.
Bükmeden yaşadığım bu şehirlerden sonra;
Büküldü gençliğim,gençliğin…
Adına isim bulamadığım;
Ah,kahrolası bu şehir!
A.Esra Oskay
31.Ekim.0008 22:25
66-EGE DE,BİR BABA BİR ÇOCUK
EGE DE,BİR BABA BİR ÇOCUK..!
Ege, sularında anlıyorum; çok çalışıp,çok yorulduğumu... İçimde tanımsız bir huzur var.Geçen yıllardan farklı,bir mutluluk yaşayacakmış gibiyim.Bu temmuz,sanki önceki yıllardan daha farklı,sanki sürprizi varmış gibi bana…
Ege de,Özdere’de olmak;yeniden doğmak gibi bir şey… Her ne kadar çok duyulan,tanınan bir belde olmasa da,benim gibi büyük Kent’in yaşam mücadelesinde bulunan biri için harika bir yer..
Yaş ortalaması;annem ve babama hitap etse de,hatta emekli yeri olarak adlandırılsa da,bu yaz,Özdere bir başka!
Yoğun mücadelede olmadan,ses,renk kirliliğinin olmaması da başka bir farklı güzellik.Magazincilerden uzak,yapay dostluk,yalan sevgileri göstermeyen bu belde de iken; önünüzde dünün çözünürlüğünü sağlayan Ege denizi,arkanızda sıra dağlar ve selvi çam ağaçları…
Evet,çok yorulmuşum;bir yandan eşsiz Ege ye dalıyorum.Yosun ve balık kokusu ile bedenimi ıslatırken,diğer yandan sahile çıkıp;derin derin çam kokusunu içime çekiyorum.Ruhum kadar Şehir tozuyla kaplı akciğerimde bayram etsin istiyorum.
…
Yazlığın penceresine,vuran dalgaların sesi ile uyanmak.Taşıt gürültüsüyle uyanmamak;ne kadar tatlı bir zindelik.Uyanmakta zorluk çektiğim halim yok,birden uyanıyor,birden kendimi sahil yolunda buluyorum.
İnsanlar sabah yürüyüşündeler…İlk,yeni gördükleri yüzüme tebessüm edip,’’Günaydın’’ diyorlar.Şehir insanlarının çıkarından uzakta bir gülüş..Bu selamda, menfaat yok diye psikolojim nasılda hoşnut oluyor.
İskelede,insanlar;oltalarını hazırlıyorlar…Anadolu dan gelmiş bir yaşlı bir adam,oltasını atmış Ege ye;derin düşüncelere dalmış.Yanına yaklaşıyorum.Selam diyor,’’Hanım, cupra çok seviyor.Uyanıncaya kadar birkaç kilo avlamam gerekiyor ‘’,’’şans diliyorum.’’
Kumsalda ki ayak izlerime dönüp,dönüp bakıyorum.Sanki başka bir ayak izini görecekmişim gibi sürpriz bir anın heyecanını yaşıyorum.Beni yoran,alabora eden büyük Kent in,inadına yürüyorum.Sahil boyunca koşuyorum.Güneşin doğuşunu izliyorum.Güneşe,denize,arkamdaki tabiat yeşilliğine bakıyor;’’Bu güne,yarınlara iyi dileklerde bulunuyorum.
…
’’Deniz maviliğinde,ılık esen meltem de;ailemle kahvaltı yapıyorum,kahkahalar atıyor,sohbetler ediyoruz.Kahvaltı keyfimizde;gazetelerimizi okurken bile rahatlık hissediyorum.Çünkü kıskaca gireceğim yaşam işlerinden uzaktayım.Ne makyaja,ne de arabanın anahtarı nerdeydi diye panik yapmama gerek yok;zaman çok,vakit tatil vakti…
…
Balkona çıkıyor;insanların plaja gelmeye başladığını görünce bende denize hazırlık yapıyorum.(Ne güzel;sadece denizde dinlenmek için hazırlığa yorulmak.)
Uzanıyorum,kumsala;kitabımı okuyorum.Bunaltmayan tatlı sıcak esintinde,kitap sayfalarını adeta yutuyorum.Kitap sayfaları da,benden zevk alır şekilde,okuma aşkını yaşıyorum.Güneş kızarmaya başlıyor.Plaj kalabalıklaşıyor.İnsanlar içinden,bir çocuk sesi dikkatimi çekiyor.
‘’Baba,baba…’’sesini duyduğum çocuğa yöneliyorum.Bronz tende,zeytin gözlü, bıcır bıcır bir kız çocuğu.Yaklaşık 11 yaşlarında…Baba ise;belli,yaşam yorgunluğu çeken bedenini dinlendirmek istiyor,bu şirin belde,Özdere de...Kumsal da dinlenemiyor gibi gözü denizdeki kızında..Ne başkaları gibi bıyık altından gülüyor ne de güneş gözlüğünün arkasından başkalarını süzüyor,etrafına umursuzca ama kızına yoğun…!
Baba,yerinden kalkıp,denize giriyor.Çocuğunun yanında,kızına sarılıyor,kızının su botuna tutunup,kızıyla eğleniyor.Gülme sesleriyle mutlu oluyorum.Dikkatimi daha çok yöneltiyorum.
Baba, sanki kızı için suda,onunla oyun oynamak,ona tatil keyfini dolu dolu vermek istercesine,gözü sadece kızında.Çevreyle ilgilenmiyor.Dalga oyunları oynuyorlar.Babanın kulağı hassas olmalı ki,iki de bir kulağına kaçan veya kaçmaktan çekindiği suyu,kulağına dokunup,silmeye çalışıyor.Bu durum,daha çok düşündürüyor.Demek ki;baba çocuğu mutlu olsun diye sağlığını bile hiçe sayıyor.’’Bu fedakarlığı her baba yapabilir ama bu baba bir başka..’’ Bu babanın içten bakışları beni çok duygulandırıyor.Baba ve bir çocuk Ege de,bir daha huzur buluyorum.
Sudan çıkan kızına havlu uzatıp,kurulanmasına yardım ediyor.Bir kaç dakika sonra toparlanıp,su botunu kollarına alıp,evlerinin yoluna koyuluyorlar.Arkalarından bakıp;’’mutluluklar diliyorum.’’
Sayısız insan topluluklarından,değişik yöre ve kültürden gelen nice insanlar;özdere de mutlu,Ege de huzurlu…
Ah, Ege Denizi,sen çoluk çocuğun,yaralı kalplerin,meraklı belleklerin,lekeli ruhların çözüm cennetisin…!
A. Esra OSKAY
06.07.0008
BANA NE…
Tükenir elbette;denizde kum,gökte yıldız.Bu yürek,bu ruh cömert,bu kalp sessiz,dingin.Gerçek insan sevgisiyle dolu,yoğunluğa çaresiz,görüp,yaşanılanlara da bir o kadar şaşkın.
Olmak gerekmiş;acımasız biraz da kayıtsız.Biraz umursuz,kaygısız az birazda hissiz.Az sevgi ile yıkık dostlukla yaşamak lazımmış.Hercai olmak lazımmış;her çiçeğe göz kırpan,kelebek olmak;süresi kısa,ömrü az…
İstediğine selam vermek,işine gelmiyorsa görmezden gelmek.Görmek anlamak,anlayamamak.Duyup da,sesleri önemsememek.Dalınca değil,yaşarken kulağa tıkaç tıkamak,gözyaşlarını;yağmur damlası sanmak,yaralara kabuk bağlamamak gerekmiş.
‘’Bana ne’’demek;sevgiliyi acısıyla,dostu sanrısıyla,arkadaşı suskunluğu ile bırakmak.Yürürken sallanıyor mu,yüzü soluk mu,alınacak,kırılacak mı,öfkelenecek mi,sevinecek mi,hasta mı;’’Bana ne’’ demek,gerekmiş.
Nasıl bir şeyse,nasıl becerebiliyorlarsa;son günlerde bazıları böyle yapıyor.Böyle mutlu olma yolunu seçmişler.Duygusuz,duyarsız!Ama huzurlu…Öğrenmek,uygulayanları izlemek,ders almak gerek.(!)
İki gün sonra bozulacağını bile bile alıcıya;
’’süper bir ürün,çok memnun kalacaksınız.’’
Sağlığa zararlı,katkı maddeli sıvıları içmemek,her öğün içiyormuş gibi satışa sunmak.
İyileşemeyecek hastayı,zarf içindeki beş para ile ameliyata almak;’’Bir hafta sonra yataktan kalkacak,hastayı morga göndermek.’’
Yardım edilmesi gereken,acil bir işe;’’sonra hallederiz.’’
Korsan kitabın,emekçiliğini inkar ederek,orijinal yapıt diye süslemek.
Öğrenme zorluğu çeken bir öğrenciye;’’Çok zeki,mükemmel öğreniyor’’diyebilmek zor sanat!!
Böyle ağır ve vicdansız işleri;hemen hemen toplumun bazı bireyleri böyle yapıyor.Esnaf,Dr.,Öğretmen,Avukat,İş adamı,ticaret yapan satıcılar,yöneticiler vd.leri böyle.
Yapılanlara şaşırıp,şok yaşadığınızda;sessizce yaklaşıp,’’Sana ne’’deyip geçiyorlar.Kokteyl hayatta ‘’Bana ne’’,’’Sana ne’’ demek kolaylığını öğrenebilirsem,ben de bu yaşamda rahat olabilir miyim?
Kaç programı öğrenmem,kaç dönemi geçirmem gerekiyor bilemiyorum.Ne zaman,hangi zamanda,hangi oluşumda bu dersler veriliyor ve bu derslerin vizelerinden gecmek,finaldeki puanı yakalamam gerek.Yoksa bu şokları yaşadıkça 250 gramlık kalbimin ritmi hızını kaybedecek.Beyin hücrelerim kendini yenilemeyecek.Salgılar organizmama hasar verecek.Sonra enkazlaşırsam,nasıl dostlara gülebilirim ki?
Bakın;yine unuttum,onların umurlarında olan ben değilim ki,elimdeki imkanlardan faydalanabilme çabaları.Olumsuzluklarda travma yaşamışım;’’Kime ne..!’’
…..
Güncel olan bu işleve,şaşırıp,yaşadıklarımı denemek sonra karar vermek istedim.
’’Katı,gaddar,hoşgörüsüz olmak için karar verdim.Bir sabah uyanıp,aynadaki bana;
’’Kendime günaydın,başkalarından bana ne’’dedim.
Yolda karşılaştığım,yaşlı,genç ve hatta kıyamadığım o canım çocuklara da;tebessüm etmedim.Olabildiğince acı baktım.Arkamdan ne derlerse desinler,’’ne suratsız şeymiş’’söyleme ihtimallerinde;’’Bana ne desinler’’dedim.
Lodos esintisinde işyerime geldiğimde;dönen koltuğuma yayıldım.
‘’Çaycı;çay hazır içer misiniz?’’
’’Hayır,taze kahve istiyorum.Ne bu masanın hali,iyi temizlememişsiniz,tekrar temizleyin.’’Köpüğünü beğenmedim geri gönderdim,nescafe istedim.
İçimden;birileri gelse de,süslü sözlerle,laf kalabalığı ile kandırsam,bu gün çok para kazansam,ticaret nasıl olurmuş zevkine varsam.(acaba bende başarılı olabilecek miydim!)
’’Çalışanlara,kalbimdeki sevgiye dur deyip,sert baktım.Bir anda atmosfer değişti.Herkes sevgi ile çalışırken,tedirgin çalıştıklarını görünce;’’Bana ne’’dedim.
Dışarıdan ses geldi,insanlar koşuştu.Belli ki bir kaza olmuştu.İşime baktım;’’Bana ne..
’’Ödemeler gözüme ilişti,finans hazır olduğu halde,gününde ödememeyi,bekletmeyi düşünüp;’’Beklesinler!..’’
Güne uyandığımdan bu ana kadar,birkaç saat geçmişti.İçimde ise çok şey birikmişti.Çünkü bugün cömert değildim,gülücüklerim,sevinçlerim,selamlarım,günaydın sözcüklerim dolu doluydu.Tüketmediğim,sevgiler aklıma geldikçe,ne bir ‘’Merhaba,Günaydın yazdım mesajlara ne de arama yaptım.Kim nasıl güne başlarsa başlasın;’’Bana ne..’’
(Bu sabah çok şey biriktirmiştim.Ama yinede daralıyordum.Canım sıkkındı.Sanki fazlalık vardı,ruhumda.Çünkü,sevgileri dağıttıkça mutlu olan biriydim.Acaba başarabilecek miydim,vermeden,alırken mutlu olabilecek miydim.)
Tam alıştım derken;bahçede bir çocuk ağlıyordu.Çalan telefonumun ucunda ise arkadaşım;hasta olduğunu anlatıyordu.Anında topladım bencil olan,çıkarcı kimliği,cesurca,gururla çöpe attım.Önce,11 yaşındaki Tuğçe’nin gözlerini sildim.Sonrada hasta arkadaşıma koştum.
Yine ben oldum,birkaç saatlik ‘’Bana necilikten’’kurtulma huzuru ile dost yüreğimi,sevgi kalbimi açtım sonsuza dek,neşe ile…
Kimler nasıl edinmiş,nasıl başarabiliyorsa,başarsın.Kim çıkar için bir başkasını aldatıyorsa aldatsın.Hastalığa,yoksunluğa yardım etmeyi zorluk kabul etseler de,kim ki,bir başkasına sevgisini saklıyorsa,kim dost elini açmıyorsa açmasın,kim ki menfaati için yalan konuşuyorsa,konuşsun…
Anladım ki;katı olamamış ve bu sınavdan barajı aşamamıştım.Ruhumun ve kalbimin güzelliklerine sarılıp,yine dostlara sevgi ile gülüyor,insanlığı yok edemiyorum;ne para için ne de sevgi için…Değişemedim,değişmeyeceğim,bende böyleyim;
’’Kime ne…!’’
07.04.2008
A.Esra OSKAY
Kitap siparişi dalyayinlari_@hotmail.com
Yazar Şair A.Esra Oskay ın şiir,roman ve öykü kitaplarını sipariş vermek için;dalyayinlari_@hotmail.com adresine bildirmeniz yeterlidir.
Ardınç Gökçe
: Ülkemiz kadının şiirlerinde büyülendim.Güzel site kendimi başka dünyada dertlerden arınmış buldum. Unuttum acıyı. Ülkemin onuru kadın şair ESra Oskay a saygılar
baran yilmaz
: Hayirli olsun güzel insan...Yine,hep üretmek icin cirpinan yüreginden gelen sesleri tasiracak kalemin mürekkep yerine ,simdi bu sayfada...